23 Haziran 2014 Pazartesi

Coffee Macaronlu Tiramisu Pasta


Bu pastanın neresinden başlasam bilemedim şimdi. Macaronu mu anlatsam pastanın içine neler koyduğumdan mı ... Pasta yaparken en büyük derdim saatlerce uğraştıktan sonra gün ışığının bitmesi ve zaten gölgelerin bol olduğu caaanım evimde fotoğrafların güzel çıkmaması :( Ama pastamdan bahsetmeden de geçemeyeceğim ...

Macaronlardan söz etmek gerekirse, işte asıl çıkış noktam buydu. Paris’teki enteresan macaronlara kendimi o kadar kaptırmışım ki gelir gelmez kahveli macaron yapacağım ve üzerini de süslü yapacağım dedim.  Kahveli macaronla pasta hazırlama fikri de ardından gelişti. Sevgili yeğenimiz Ahmet Ercan’ın lise mezuniyetini kutlayacaktık ve bana pasta tasarımı konusunda hep değişik fikirler ileten yeğenime değişik bir pasta hazırlamak istedim. 

Sonuç, tek kelimeyle muhteşeemdi. Tadanlar şimdiye kadarki en lezzetli pastam olduğuna kanaat getirdi.

Herşeyden evvel iki adet pandispanya pişirdim. Biri vanilyalı, biri kakaolu. Böylece katlara ayırdığımda bir kat kakaolu kek, bir kat sade kek koydum. Dilimlendiğinde kat kat göründü ...

Macaronları hazırlarken de kuru malzeme katmam gerektiği için espresso kullanamadım, granül kahve ekledim kabuklarına. Yani bu macaronların içinde bu sefer gıda boyası yok :)

Evet marka pek yazmam ama bu sefer yazacağım. Çünkü iyi bir sonuç elde etmenin sırrı orda yatıyor.

Keki nasıl ıslattığıma ve kremasına gelince; kekini ıslatırken 1 kapsul nespresso hazırladım ve suyla karıştırıp kekleri ıslattım. Ancak üzerine bolca çikolata katı geleceği için şeker koymadım.

Pastacı kremasını hazırlarken de Tiramisu havasında bir pasta olmasını istediğim için tatilde marketten sırf bu iş için edindiğim Galbani marka Mascarpone peyniri kullandım. Baktım ki kıvamı nerdeyse tereyağı tadında, ya dedim biz ne kadar da alışmışız labne peynirine. Kalktım bir miktar da labne peynirini kağıt arasında suyunu alarak süzülmüş kıvama getirdim.

Mascarpone yapısı gereği krema kıvamında tereyağına çok benzediğinden ayrıca krema koymadım. Pasta kremasının şekerini de azalttım.

Pastayı ıslatıp, kremayla doldurup katlandırdıktan sonra her zamanki gibi 1 gece beklettim. Ertesi gün ganaj ile sıvama yaptım, evet yine çikolata:) Bu sefer çikolatayı Callebaut marka kullandım, kattığı lezzeti anlatamam, yemeniz lazım.

 
Son olarak üzerine hazırladığım çikolata sosunda da pralin ve yine Callebaut bitter çikolata kullandım.
Pastanın üzerine döktükten sonra kahveli macaronlar ile süsledim.
Tek derdim, pasta kremasına bir de paket vanilya yerine vanilyanın kendisini koyabilseydim perfectoo olacaktı :)
Yaklaşık 2-3 günümü ayırırım, özel bir pasta olsun derseniz gelelim tarife ...
Pandispanyalar için geçmişte verdiğim tarife burdan ulaşabilirsiniz.
Macaronlar için daha evvel paylaştığım macaronların kabuk tarifini aynen uyguladım. İçine ekstradan 20 gr kadar granül kahve kattım ve gıda boyası kullanmadım. O kadar uğraş sonrasında içlerini hazırlayacak derman kalmayınca biz de kurabiye havasında tükettik.
PASTA KREMASI
500 ml süt
100 gr toz şeker
90 gr un
65 gr tereyağı
1 paket vanilya
4 yumurta sarısı
65 gr beyaz çikolata
100 gr mascarpone peyniri
100 gr suyu süzülmüş labne peyniri
 
KEKİ ISLATMAK İÇİN:
80 ml espresso
80 ml sıcak su
 
GANAJ (Pastayı Sıvamak İçin) :
100 ml krema
100 gr bitter çikolata
 
ÇİKOLATA SOSU
40 gr bal
170 gr tereyağı
170 gr bitter çikolata
330 gr pralin
160 ml su
 
TARİFİ
Pasta kremasını pişirirken sütün yarısını tencereye yarısını başka bir kaba alın. Tenceredeki süte şekeri ve vanilyayı ekleyip ısıtın kaynama noktasına gelince ocağı kapatın.
Diğer kaptaki süte yumurtaları koyup çırpın. Unu ekleyip çıprtıktan sonra ısınmış olan sütlü karışıma ekleyip karıştırın. Ocağı açın muhallebi kıvamına gelene kadar sürekli karıştırarak pişirin. İyice katılaşınca ocağı kapatın. Küçük parçalara ayırdığınız tereyağını, çikolatayı ekleyin. İçinde eritin, karıştırın.
Son olarak labne ve mascarpone peynirlerini ekleyip karıştırın. Üzerini strech filmle kapatıp buzdolabında soğumaya bırakın.
Pandispanyalarınızı önceki günden pişirin, dinlenmiş olsun. Katlara ayırdıktan sonra 1 kat keki koyun. Üzerini espresso ve su ile hazırladığınız karışımla ıslatın. Üzerine soğumuş pasta kremasından yayın. İkinci kat keki koyun. Aynı işlemi yapın. 4 kat kek bitene kadar bu şekilde yerleştirin. Kalıbınızın içinde bir gece bu şekilde bekletin. Krema sertleşsin ve pastanız kıvamını alsın.
Ertesi gün bir kaba parçalanmış çikolataları koyun. Kremayı ısıtıp kaynama noktasına getirin. Çikolataların üzerine döküp karıştırın. Ganajınızı buzdolabında soğuttuktan sonra pastanızı kalıptan çıkarın her tarafını ganaj ile sıvayın.
Çikolata sosunu hazırlarken de suyu kaynatın, içinde bal ve tereyağını eritin, pralini ekleyip karıştırın. Son olarak çikolataları da katıp karıştırın. Oda ısısına gelene kadar dışarda soğutun.
Pastanızın ganaj sıvaması sertleştiğinde bir telin üzerine alın altına bir kap yerleştirin.
Oda ısısındaki çikolata sosunu pastanın üzerine gezdirerek her tarafını kaplayın.
Macaronlarınız varsa üzerine yapıştırarak süsleyin veya farklı süslemeler ile de pastanızı bitirebilirsiniz.
 
 

13 Haziran 2014 Cuma

Bardakta Tiramisu

Haftasonu için ağızda eriyip gidecek bir tatlı pişiriyoruz ev halkına :)
 
Bardakta Tiramisu hazırladım ve tüm yapım aşamalarını UZMAN TV 'ye anlattım.

Resime tıklayarak tüm adımlarını seyredebilir, diğer videolardan da püf noktalarını inceleyebilirsiniz. Ayrıca aynı tarifi pandispanya ya da hazır keke de uygulayabilirsiniz ...
 
 
Bardakta Tiramisu
 
Bardakta Tiramisu
 
 
Ayrıca tarifin detaylarını da aşağıda bulabilirsiniz :
 
BARDAKTA TİRAMİSU

MALZEMELER
 
Kreması için;
500 ml süt
110 gr toz şeker
70 gr un
4 adet yumurta sarısı
1 paket vanilin
50 gr tereyağı
50 gr çikolata
80 gr süt kreması
250 gr suyu süzülmüş labne peyniri
 
Keki için;
18 adet kedi dili
1 bardak kaynatılmış su
50 gr toz şeker
1 yemek kaşığı granül kahve
 
Üzerini süslemek için;
Kakao
Çilek
Çikolatalı dekoratif çubuklar
 
TARİF
 
Sütün yarısını tencereye, yarısını karıştırma kabına koyun. Tenceredeki süte 110 gr toz şeker ve vanilini ekleyip karıştırarak kaynayana kadar ısıtın.
 
Diğer kaptaki sütün içine yumurta sarılarını ve unu ekleyerek çırparak iyice karıştırın.
 
Tenceredeki sütlü karışım kaynama noktasına gelince ocaktan alın. Yumurtalı süt karışımının üzerine dökerek tüm malzemeyi karıştırma kabında birlikte çırpın.
 
Bu yöntemle ılıttığınız karışımın tamamını tekrar tencereye alın. Kısık ateşte sürekli karıştırarak muhallebi kıvamında katılaşana kadar pişirin.
 
Muhallebi piştiğinde tereyağı ve küçük parçalara ayrılmış çikolataları içine ekleyin. Muhallebinin sıcaklığında eriyince çırpma teliyle tüm malzemeyi karıştırın.
 
Ayrı bir karıştırma kabında kremayı mikserle çırpın. Krema katılaşınca labne peynirini ekleyip çırpın. Son olarak önceden hazırladığınız krema karışımını içine ekleyip mikserle çırpın. Bardaklara kolay doldurmak için bir sürahiye koyabilirsiniz.
 
Bir kasenin içine 50 gr toz şeker, 1 bardak kaynar su ve 1 yemek kaşığı granül kahveyi koyup karıştırın. Kedilinden bir adet alıp ortadan ikiye kırın. Üst kısmını kahveli karışıma batırıp ıslatın. Bardağın büyüklüğüne göre 1 ya da 1,5 kedilini bu şekilde ıslatıp bardağın tabanına yerleştirin. Üzerine, bardağın yarısına gelecek kadar krema doldurun. Yine kedi dili ıslatıp bir sıra daha dizin. Bardağın ağız kısmından bir parmak kalacak kadar bir kat daha krema doldurun.
 
ardağı tamamen doldurduğunuzda üzerine küçük bir elek / süzgeç ile kakao serpin. Bir adet çilek ve dekoratif çikolatalarla süsleyin. Afiyet olsun.
 
 

12 Haziran 2014 Perşembe

Paris Gezi Notları ve Macaron Çeşitleri

Macaron hayranları fotoğrafa bakar bakmaz bu şahane eseri nerden temin ettiğimi anlamışlardır sanıyorum :) Sevgili Pierre Herme 'nin minik ama muhteşem butik mağazasından bahsediyorum. Yazımın devamında fotoğraftaki Ispahan Macaron 'dan da bahsedeceğim tabi ki.

Paris'de ana yemek olarak ne yenir ne içilir sorusuna kendi namıma cevap vermem çok zor. Çünkü damak zevkime çok da hitap etmeyen tarifleri var. Fransız lokantalarında genellikle rastlayacağınız yemekler; soğan çorbası, ördekli ya da tavşanlı ana yemekler, hatta salyangozlar, midyeler ... Üstelik dehşet derecede pahalı. Aslında şehirde herşey pahalı ama insanlar 1 Euro = 1 TL mantığında yaşıyor. Ama dostlar unutmayın, biz turistiz. Gerçek dünyaya dönelim, aklınızın bir köşesinde "FİYAT X 3 Kuralı"hep bir ampul gibi dursun :)))

Evet biliyoruz ki Fransızlar'ın Brioche, Kruvasan, Pancake'li kahvaltıları şahane ama inanın her gün her gün böyle kahvaltı olmaz. Peynir, ekmek, domatesin yerini de tutmaz :) Marketten belki 100 çeşit peynir arasından dilediğinizi seçme imkanınız var. Üstelik fiyatlar çok çok makul. Domates, salatalık, ekmek,reçel, yoğurt, süt ne aklınıza geliyorsa markette bulabiliyorsunuz. Ayrıca soğuk meze ya da her çeşidinden sandviç şeklinde bir çok hazır yemek de marketlerde mevcut. Biz kahvaltılarımızı, öğle yemeklerini ve oğlanın ek gıdalarını hep marketten aldık. Keşke bizde de tüm Carrefour'lar böyle olsa ...

Yine de adım başı rastlayabileceğiniz bir Paul ya da Biroche Doree satış noktasından kruvasan ve biroche denemelisiniz.
Gelelim asıl konuya; macaronlar, çikolatalar, pastalar ... Yemekleri damak zevkime ne derece uzaksa, tatlıları da çarpı 10 derecesinde yakın :)))

Macaron için gidilmeli diyeceğim adresler, 1. Pierre Herme 2. Fauchon 3. Laduree . Sadece birine gidebilirim derseniz mutlaka Pierre Herme. La Fayette alışveriş merkezinin içinde ufak bir standı var. Ancak ben pastalarını da görmeniz için butik mağazasına gitmenizi tavsiye ederim.

Limonlu (citron) frambuazlı, çikolatalı vs gibi içinde tek bir aroma barından macaronları var ancak öyle fantastik macaronlar da var ki şaşarsınız. İşte bu "Ispahan Macaron" da onlardan, Pierre Herme'nin Fetish Macaron grubundan.



Ispahan Macaron'u tarif etmek gerekirse, dışardan bakıldığında içinde krema ve frambuaz var diyorsunuz ama bir ısırık alındığında gül kokusu ve lychee tadı sarıyor damağınızı. Evet içindeki beyaz çikolatalı ganajında gül ve lychee şurupları var. Hafif sulu meyva da barındırdığı için midir bilmem ama dışı kıtır olmasına rağmen macaronlar alıştığımızın aksine daha yumuşak. Sade macaronları da denedim onlar da öyleydi. O yüzden oralara kadar gittiyseniz ve farklılık arıyorsanız mutlaka Pierre Herme'ye gidin ...



Yalnız minik bir hayal kırıklığı yaşadım. Benim hayalim bir dilim pasta seçip cafe'sinde oturarak eşimle birlikte tadına bakmaktı. Bir gittik ki uzun bir kuyruk var ve oturacak alan zaten yok :( Yani mağaza konsepti al, öde, çık ! Biz de soluğu Notre Dame kilisesinin bahçesinde aldık ve ortaya şahane kapak fotoğrafım çıktı. Çok da güzel oldu ... Pierre Herme pastalarından da birkaç fotoğraf paylaşayım :


Laduree ve Türk pastanelerinin macaron lezzeti ve kıvamı birbirine yakın. Fauchon da sertlik kıvamı olarak Laduree'ye yakın ancak kullandıkları aromaların tarzı lezzet açısından farkını ortaya koyuyor. Özellikle Fauchon'da Passion Fruit Macaron'u deneyin. Fauchon macaron standından bir kare:


Laduree'yi ziyaret etmedim ama TR şubesi ile kıyaslamak amacıyla Fauchon'a uğradım. Macaronlar güzel, dilim pastalar şahane görünüyordu. Ayrıca tuzlulardan da çeşitli tasarımlar gördüm.

Örneğin füme somonun içi dolma gibi sarılmış bu meze çok hoş görünüyordu. Sağdaki konusunda hiçbir fikrim yok ama mutlaka boş bir vakitte denenmeli :))




















Ancak o kadar lüks bir patisserie olmasına rağmen oturma alanının ye iç kalk sıradaki şeklinde olması biraz üzücü :( Henüz İstanbul şubesine gidemedim ama resimlerden görünen o ki bazı ürünler süslemelerine kadar aynı :)


Pastaların fiyatına dikkatinizi çekmek isterim. Hatırlayın : “ FİYAT X 3 Kuralı” Yani 8 kişilik pasta aşağı yukarı 180 TL dostlar. Üstelik üzerinde şeker hamuru gibi bir ekstra çalışma olmadan. Gerçi pasta yapımını bilenler bu pastaların da ne kadar emek istediğini, üzerine dökülecek sostan, aromasına, lezzetine kadar ne kadar düşünülerek hazırlandığını tahmin edebilir. Ancak TR’de satılan pastalar ve fiyatları ile kıyaslanması için özellikle bu fotoyu paylaşmak istedim ... Emeğin karşılığı orda hakkıyla veriliyor arkadaş :) Yine de gördüğüm en pahalı pasta fiyatı bu listede değil, lütfen biraz yukarı çıkıp Pierre Herme pastalarına bir daha bakınız !!
  
Çeşitli bloglardan araştırdığım üzere Fransız yazar David Lebovitz'in de tavsiye ettiği şekerlemeciye gitmeyi çok istiyordum. Ancak Paris'te yaşayan bir arkadaşım, yakın zamanda dükkanda bir patlama olduğunu ve dükkanın hala kapalı olabileceğini söyledi. O kadar heyecanla merak ediyordum ki zaten Moulin Rouge bölgesine kadar gitmişken uğrayalım dedik. Maalesef bu manzarayla karşılaştık : 


Ve gerçekten çok üzüldük. Neyse ki bu bölgeye gelmişken, yemek konusunda çok şanssız kaldığımız bu şehirde harika bir hamburgerci ile tanıştık. Eğer Moulin Rouge 'u görmek için o bölgeye giderseniz 'nin karşısındaki hamburgerciye mutlaka uğrayın.

Paris'de yaşayan arkadaşım sevgili Gülay, Pierre Herme ve Patisserie Pain de Sucre'nin macaronlarını çok beğendiğini söyledi. Bir de Rus tatlılarının sunulduğu Cafe Pouchkine 'den bahsetti. Pierre Herme dışındakilere gidecek vaktimiz olamadı maalesef. Çocuklu gezide bu kadarını gezebilmiş olmam bile mucize tabi ki. Ancak yine de aklımda kaldı. Gidip görmek isteyen benim yerime de gezip anılarını bana iletsin olur mu :(

Bu da bir şekerlemecinin çikolata köşesinden bir kare, çikolata olduğuna inandınız mı ??
Mutfak ile ilgiliyseniz ki bu yazıyı okuduğunuza göre ilgilisiniz :) size mutfak gereçleri için muhteşem bir alışveriş merkezi önereceğim ki bir katının tamamının her türlü mutfak alet edevatla dolu olduğunu düşünün. Sanıyorum 2 saatimi orda geçirdim. Marais bölgesindeki BHV alışveriş merzinin 3. katından bahsediyorum. Envai çeşit fırın kabından, şekerleme, çikolata kalıplarına, kithenaid ve onun gibi mutfak aletlerine, gurme yiyeceklere kadar herşey herşey var :)
Sırf konserve balık reyonun yarısı şöyle desem ?!??



Peki biz orda bulunduğumuz sürede neler yedik, neler yaşadık ? Kahvaltı, öğle yemekleri ve ara öğünleri market ile çözdük. Akşam yemeklerini ise oğlanın besin alabileceği yemek türlerini arayarak geçirdik. Bu şehre gelecekseniz ve üstelik çocukluysanız size bazı tavsiyelerim var:

- Yanınızda bol bol kuruyemiş, kuru meyva, kraker gibi ek gıdalar götürün.
- Meyva, sebze yıkamak için bir orta boy kase ve bir de bıçak taşıyın, yemek fiyatlarını ve olanaklarını gördükten sonra Carrefour'a bayılacaksınız, bu gereçler otel odasında şart !

- Mümkünse de ordaki en büyük market zinciri Carrefour'a yakın bir otelde konaklayın.

- Kahvaltı ve öğle yemekleri için marketten alışveriş yapın :)

- Yine de eşya miktarınızı minimum tutmaya çalışın, metroların % 90'ında bırakın asansörü, yürüyen merdiven bile yok. Bebek arabasını, çocuğu ve eşyaları aynı anda taşıma gücünüzü tartıp yola çıkın :)
Ve yazımı burda sonlandırırken bir resim daha paylaşmak istiyorum. Çok sevimli değil mi ? 

























22 Mayıs 2014 Perşembe

Le Cordon Bleu Istanbul Fransız Yemekleri Workshop

Veee beklenen gün geldi çattı keyifle yaşandı :) Etkinliğimiz Le Cordon Bleu İstanbul Mutfak okulunda gerçekleştirildi. Okulun İstanbul'daki mutfağı, Özyeğin Üniversitesi kampüsünde yer alıyor.

Le Cordon Bleu İstanbul Direktörü Defne hanım, La Cucina Italiana dergisi Yazı İşleri Müdürü Ebru Atlan ve Food and Travel dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ebru Erke bizi tüm içtenlikleriyle harika bir şekilde ağırladılar. Herkese, bizi bu muhteşem etkinlikte buluşturdukları için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Chef Gilles Company ve ekibine bize aktardıkları için çok teşekkür ediyorum.

Şimdi fotoğraflar ve Fransız reçetelerinden ipuçları gelsin ...

İlk olarak en güzel fotoğraf gelsin, aldığım birçok sertifika kuşkusuz bana çok fazla değer katmıştır. Ancak bu sertifika insana ayrı bir mutluluk da katmıyor değil hani :)



Geçtiğimiz ay, La Cucina Italiana ve Food and Travel dergilerinin instagramda düzenlediği yarışmaya birkaç fotoğrafım ile katılmıştım. #mutfakvemutluluk hashtagi ile paylaştığım fotoğraflar beğeni alınca ben de bu etkinliğe katılmaya hak kazanmış oldum.

Neler mi yaptık ? Fransız şefimiz Gilles Company önderliğinde ve Le Cordon Bleu Gastronomi öğrencisi sevgili Selin Ekim yardımıyla Fransız pişirme tekniklerini öğrendik ve çok enteresan reçeteler hazırladık.



Menumuzde başlangıç olarak "Ispanak Dariola" , "Poşe Edilmiş Yumurtalı Somon Füme" ve "Kaparili Kahverengileştirilmiş Tereyağı" vardı.



Ispanak Dariola denilen yemek, aslında krema ile pişirilmiş ıspanağın blendardan geçirilip mus şeklinde pişirilmesi. Sebzeli mus diyebiliriz ...


Musları pişirmek için önce bir geniş tavaya su koyuldu. İçine de kağıt havlu koyduk, böylece kaynayıp taşmasını ve suyun dariola kaplarının içine girmesini engelledik.


Çok ilginç bir püf noktası öğrendim. Önce tereyağını erittik. Ardından da çatalın ucuna sarımsağı batırıp yağı bu şekilde kızdırdık. Sarımsağı ezmeden doğramadan da kokusunu bu şekilde yemeğe aktarabileceğimizi keşfettim. Muhteşem bir koku.


Tereyağı kahverengileşip fındık kokusu yayıldığında ıspanakları koyduk ve soteledik ama yeşilliğini kaybetmeden pişirmeyi bıraktık. Ardından krema ve yumurtayı karıştırıp ıspanaklara ekledik. Karıştırdıktan sonra blendardan geçirip iyice parçaladık. Tereyağı ile kaplanmış kalıplara 3/4 oranında doldurduk. Sonra da benmari yaptığımız su dolu tavalara oturtup 20-30 dk katışalana kadar fırında pişirdik. Fırından çıkınca ılımasını bekledik ve tabaklara ters çevirip sunduk.
Yanında poşe yumurta pişirdik, Türk usulü çılbır mantığı :) Burada dikkat edilmesi gereken püf noktası şu, yumurtaları ayrı bir kaba tek tek kırmak gerekiyor. Suyu kaynatıp beyaz şarap sirkesi ekledik, yeniden kaynattık. Kaynamış suya hızlıca ama suyun yakınından atıp sadece 2½ dakika pişirmek gerekiyor. Ardından, delikli süzgeç ile alıp buzlu suya koyulduğunda anında sertleşip kıvam alıyor. Kenarlarını da kaşığın kenarıyla düzeltmek gerekiyor. Servis ederken sıcak suda 1 dk ısıtılıp sunulabilir.


Ana yemek olarak "Pişirilmiş Pırasa Garnitür" ile birlikte, "İncir ve Porto Şaraplı Bitter Çikolatalı Sos eşliğinde Baharatlı Ördek Göğsü" vardı. İşte bu ihtişamlı yemeğin fotoğrafı geliyor, benim sunum tabağım:




Bu tabağı oluşturana kadar neler yaptık özetle bahsetmek istiyorum. Öncelikle pırasaları ortalarından bölüp küçük yarım aylar şeklinde doğradık. Tereyağını eritip ezilmiş sarımsağı içine kattık ve son olarak taze kekik ve tuz karabiber ile birlikte pırasaları soteledik. Izgaraların yanına çok hoş bir garnitür oldu.



Ördek çok özeldi, açıkçası nerde bulabileceğim acaba, belki Metro grosmarkette bulunabilir araştıracağım. Parça et şeklinde göğüs etiydi. Altında kalın bir tabaka yağ vardı. Önce et kısmı üstte yağ kısmı altta kalacak şekilde tezgaha koyduk. Üstten bakınca sağında solunda gözüken yağları kuşbakışıyla hizalayarak fazlalıklarından ayırdık. Yine de yağı kalın tabaka halinde bıraktık. Ardından yağlı tabaka üzerine birbirine paralel çizikler attık. Etli kısmını kesmeyecek kadar derinlikte çizikler yaptık ki sosunu iyide çekebilsin. Sos derken eti önce tuzldık sonra her tarafını karabiber ve tarçın karışımına iyice buladık. Marine ettikten sonra dinlenmek üzere buzdolabına kaldırdık.



Soğuk tavaya, yağlı tabaka altta kalacak şekilde ördeğimizi koyduk. Tava ısındıkta yağı eridi ve bu yağla birlikte ördek nefis bir şekilde pişti. Tabi alt üst yan çevirerek pişirmeye de devam ettik. Etimiz pişince de servis tabağımıza önce garnitürümüzü koyduk. Üzerine de ördek etini dilimleyerek yerleştirdik.
Burda her türlü et için geçerli bir püf noktası öğrendim. Et piştikten sonra bir şekilde kenarda bekleyecekse ısı ve su kaybı olup sertleşmemesi için alüminyum folyoya sarmak gerekiyormuş.
Gelelim sosuna :) Açıkçası et suyu ile hazırlanan soslar bana biraz uzak :) Daha doğrusu uzak kalsa iyi olcak, pek alışamadım ... Ama size bahsetmek istiyorum. Bu sosa Gastric (Gastrique) karışım deniliyor. Fransız pişirme tekniklerinden biri olan Gastric karışımın anlamı şu, asit ve şekerin bir araya geldiği karışım. Yani şurup türleri bal şeker gibi tatlılar ile şarap sirkesi, beyaz / kırmızı şarap, üzüm suyu, pirinç sirkesi gibi asitlerin bir arata gelmesi ile oluşuyor. Biz tabağın etrafında gördüğünüz sos için portakal suyu, şeker, kırmızı şarap sirkesi, porto şarabı kullandık. Ayrıca incir, kahverengi et suyu, bitter çikolata ve tereyağı kullandık.
Sirke ve şekeri ocakta çektirdikten sonra portakal suyu ve şarabı ekledik.



Şurup kıvamına gelene kadar kaynattıktan sonra küp doğranmış incirleri kattık. Et suyunu ekledik. Sos tekrar sulandı (üstteki kıvam) Ancak et suyunu ekledikten sonra yeniden kaynattık ve tekrar şurup kıvamına gelmesini sağladık. (aşağıdaki kıvam)




Şurup kıvamını yeniden yakaladıktan sonra kaynama noktasından sıcak kıvama kadar ılıyınca da tereyağı ve çikolatayı ekleyip içinde erittik. Aslında malzemeler şahaneydi taaa ki o et suyuna kadar :) Ben et suyunu çıkarıp deneyeceğim, biliyorum Fransız usulü olmayacak ama ne yapalım :)

Bu etkinlik sayesinde muhteşem tatlılarıyla tanıştığım Pınar ( http://pinarsdesserts.blogspot.com.tr/ ), zaten bir blogger olarak takipçisi olduğum  Feyza ( http://feyzainthekitchen.blogspot.com.tr/ ), İbatech 2014 fuarında İnoksan standında ekmek hazırlığında izlediğim ve etkinlikte bir yerden tanıyorum deyip durduğum Okan Üniversitesi Gastronomi öğrencisi Dilek Hilal Akartuna ile birlikteydik.

Ayrıca çok değerli başka arkadaşlarla da tanışma fırsatımız oldu. Ekmek yapımı konusunda harika işler çıkardığını düşündüğüm İrem ( http://megermutfakmasalmis.blogspot.com.tr/ ), çikolata yapımında uzmanlaşmış sevgili Müge, Ali Dövenci, Tuğçe ( Better Bocccek ) , Figen ( Mutfaktan Güzel Koku ), Metin ( Aşçı Yamağı ) ve Nursio ...



Eğer gönülden yemek işleriyle ilgiliyseniz ya tanıdığınız insanlarla yolunuz sık sık kesişecek demektir ya da yeni tanıştığınız insanlarla son görüşmeniz değildir :))) Mesela tanıdığıma ve tekrar gördüğüme çok sevindiğim sevgili Pınar ve ben, keşke mesafeler yakın olsa da daha sık görüşsek dediğim tatlıları kadar harika biri :



Ve her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu etkinlik de burada sona erdi. Bir ara pastacılık sınıfına girdik, ballı pate chaux kuleleri (Cream Puff Tower) hazırlanıyordu. Dayanamadık tadına bakmadan geçemedik. İnsanın gönlü Le Cordon Bleu'da öğrenci olmak vardı dese de bir yandan da aklı, ya yaşımız da geçti diye iç geçiriyor . Sonra Sevgili Selin Ekim'in yıllarca bankacılık mesleğini icra ettikten sonra gıda sektörüne geçtiğini öğrenince şaşırıyoruz ve takdir ediyoruz. 







Bebek Mickey Mouse Pastası

Ailemizin en ufağı minik Berkay 1 yaşını doldurdu. Minik delikanlı için Mickey Mouse pasta hazırlayacaktım, Berkay'cık da henüz miniminnacık olduğundan bu defa bebek Mickey Mouse pastası denemek istedim. Sonuç benim çok hoşuma gitti, umarım siz de beğenirsiniz. Nice uzun, mutlu, sağlık dolu yaşların olsun Berkay :)

 
 
Not: Mickey Mouse figüründe kalıp kullanılmadı, tamamen el yapımı :))