13 Eylül 2018 Perşembe

Kışlık Domates Hazırlığı

Domates aşkına ...

Vaktiyle yazamamış olsam da aslında Mayıs ayından beri bu kış için hazırlık yapmakla meşgulüm. Kimine göre deli işi, bana göre kış aylarında hızlı ve sağlıklı yemek pişirmenin en pratik yolu. En ucuz yolu diyemeyeceğim, o eskidendi :) Artık pazarlar çok ucuz olmasa da yine de marketlerdeki donuk sebzelerden daha karlı diye düşünüyorum. 

Anneden kalma bir alışkanlık derin dondurucu kültürü. Her sene önce enginarlara dadanırım. Ardından bezelyelere, asma yapraklarına, çalı fasulyelere, barbunyalara, arada dolmalık biberlere ve en son domateslere ... 

Sebzeleri dondurmanın bir sürü yolu var elbet. Genellikle bezelye ve barbunyayı ayıkladıktan sonra önce kaynar suya sonra da buzlu suya atarak şoklayanlar var. Fasulyeyi çiğliği gidene kadar azıcik pişiren var. Açıkçası ben bu üç sebzeyi ayıklayıp yıkadıktan sonra torbalayıp direk buzluğa kaldırıyorum. Lezzet açısından da bir farkını görmedim.

Asma yaprağı işi biraz uğraştırıcı. Bu sene 10 kg. asma yaprağını yıkayıp kaynar suya atmışlığım var. Kaynar sudan kevgirle çıkarıp, süzgece alıyorum. Suyu akıp soğuyunca da torbalara dolduruyorum. Açıkçası hazır paketlerden ya da salamura yapraklardan hiç hoşlanmıyorum. Anne desteği sağolsun, bu kadar şeyi zor hallederdim herhalde ..

Bamyayı çok sevmeme rağmen ayıklamak bana gerçekten çok yorucu geliyor ve o bamya kalemtraşları da, dev gibi bamya almadığınız sürece pek bir işe yaramıyor. İyi de bamyanın da küçüğü makbul. Neyse, ayıklamayı seven çiğ olarak dondurabilir :)

Önceleri patlıcanı da közleyip ezdikten sonra dondururdum. Çıkarıp çabucak meze yapardım. Sonra öğrendim ki, patlıcan çözülüp tekrar donarsa zehirleme riski var. Yani elektrik kesildi mi, kaç saat böyle kaldı emin olamayacaksanız buna girişmemekte fayda var.

Ekstradan havuç rendeleyip zeytinyağında pişiriyorum. Torbalara koyup kaldırıyorum. Acil durumlarda çıkatıp yoğurt, sarımsak ve cevizle karıştırıyorum.

Hızlı ve lezzetli yemek hazırlamanın sırrı işte bu kilo kilo yapılan ön hazırlıklar... 

Gelelim domatese, bu sene yeni işten ayrılmış ve kendine uğraş çıkaran biri olarak pazarcıyla anlaştım ve sağolsun 20 kg kadar domatesi getirdi bıraktı. 20 kg deyince gözünüzde büyümesin. Aslında sadece 1 kasa dolusu domates. Peki ne çıkar bu kadar domatesten ? 

Yarısının işi kolaydı. Kabuklarını soymadan ortadan ikiye kestik. Sadece rendeledik ve et suyuyla şehriyeli domates çorbası yapmak üzere torbalara doldurduk. Direk buzluğa yerleştiler.

Yarısını da yemeklik olarak konserve yaptık. 20 kg'dan 15 poşet çorbalık rende domates, 15 adet de 1/2 lt'lik kavanoz konserve çıktı. İşte bu domatesler de az önce bahsettiğim sebzelerle buluşup yemek olacaklar :)

Aklımda biraz da ketçap yapmak var, benim oğlan hazırına pek bir dadandı. Bir şekilde onu ordan çıkarmalıyız. 

Konserve domates için yapım aşamalarını en büyük tencere boyuna göre vereyim:


MALZEMELER

5 kg Çanakkale domates
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı şeker

TARİFİ
  • Kavanozları kaynar suda sterilize edelim. Kapakları da mutlaka yeni alalım. Kavanozlara doldurmadan önce de kuru olduklarına emin olalım.
  • Domatesleri kaynar suya atıp, çıkaralım soğuk suya koyalım. Kabukları bu şekilde rahat soyulur.
  • Tüm domatesleri küp şekilde tencereye doğrayalım.
  • Zeytinyağı, şeker ve tuzu ekleyip ara ara karıştırarak 30 dk yüksek ateşte pişirelim. 
  • 30 dk. sonunda 1 parmak boşluk kalacak şekilde kavanozlara dolduralım ve kapaklarını sıkıca kapatarak ters çevirelim. Tamamen soğuyana kadar da bu şekilde bekletelim.








9 Eylül 2018 Pazar

Nerde Kalmıştık ? Charlotte Cake ile devam edelim mi ? :))


Nerde kalmıştık derken ?? Hani en son demişim ya bir bakmışsınız bazen aylarca bir şey yazmayabilirim !?! İyi de 3 ay olsun hadi 1 yıl olsun, 4 yıl tek kelime yazmamak da nedir :)) Evet işte bunlar hep kurumsal hayatın ve İstanbul'da yaşamanın yan etkileri. Peki ne oldu Sibel ve küçük yardımcısı Emre'ye ?

Minik canavar Emre büyüdü tabi ki nerdeyse 8 yaşına girecek. Eskisi gibi annesiyle mutfağa pek girmese de küçük gurme edasıyla annesine yemek tarifi önerileri sunmaya devam ediyor.

Gelelim Sibel'e. Bu süre boyunca Acıbadem'de 2 sene, Vodafone'da 2,5 sene gece gündüz çalıştı. İşte o 4 senede ne olduğu çıktı ortaya. Sibel, minik bir pastane açma hayallerini bırakarak İstanbul'da kurumsal hayatına devam etmeyi tercih etti :) Bu kadar yıl boyunca evde sebze ve ızgara dışında farklı türden yemek pişmediği gibi tek bir pasta bile yapılmadı. 

Tabi ki boş durulmadı. Ahşaplar boyandı, resimler çizildi, seramiklere dadanıldı. Haliyle ev azıcık çıfıt çarşısına döndü. Ama olsun, çok keyifliydi.

Bunca zaman içinde facebook neredeyse öldü, instagram aldı başını yürüdü. Böyle blog yazan da kalmadı pek. Bir ara ben de blogumun isim hakkını kaybettim. Birileri hosting firmasından satın aldı, 2 sene boyunca satmaktan vazgeçmesi için dua ettik :) Nihayet eşim blogumu geri almayı başardı. Çok mutlu oldum :**

Ve gelelim günümüze. Vodafone'da çalışmak güzel, dostlar da bir o kadar tatlı olsa da hayatımın bu evresinde tüm gücümü sadece aileme vermem gereken durumlar oldu ve üzülerek iş hayatıma  veda ettim ... Bir insan işten ayrılınca ne yapar ? Kalkar gezer, uyur vs. Bense oturup bir tencere zeytinyağlı sarma yaptım. Demek ki yemek benim için bir terapi.

Ve nihayet yıllar sonra yeni bir pasta yapabildim. Sevgili yeğenim Mehmet her yaz benden doğum günü pastası istedi ama hiç yapamadım. Çocukcağız pastası için tasarımlar bile çizdi getirdi, derken o minik Mehmet bile liseli oldu :) Üniversiteli olduğun günleri de görmek dileğiyle,nice mutlu sağlıklı yeni yaşlar diliyorum Mehmet'ciğim ...

Çok bıdı bıdı ettim ben, gelelim tarife. Bu bir Charlotte Cake. Açıkçası o kedi dillerini ıslatırken endişelendim. Kesin sabah kalıptan çıkarırken yapışacak dedim, en kötü kedi dillerini sökerim krem şantiyle kapatırım diye  düşündüm ama korkmayın hiçbir şey olmadığı gibi aksine kedi dilleri sabaha kadar kendini çekmişti, çember ile arasında boşluk bile olmuştu.

Bundan böyle uzun bir süreliğine evdeyim, çoğunlukla da mutfakta. Daha sık görüşeceğiz :)

Bu arada resimlerde iki yeni tipitoş var. Biri Emre'nin biri de benim mutfak arkadaşlarımız. İsimleri de Tosbik ve Poilla, siz de tanışın istedik...

MALZEMELER

3 dilim hazır taban kek 

(Pek hazır malzeme kullanmazdım ben ama bu sefer de böyle olsun :)

Pasta Kreması
750 ml süt
170 gr toz şeker
130 gr un
80 gr tereyağı
2 paket vanilya
6 adet yumurta sarısı


İç ve Dış Süsleme
1 paket kedi dili

1 kase soğuk süt
1 paket tart jöle

Çilek
Muz
Kalın Şeffaf Kurdele

PASTA KREMASI:
  • Sütün yarısını tencereye alın ve şekeri ekleyip ısıtın.
  • Sütün diğer yarısını ayrı bir kaba alın. İçine yumurta sarılarını ekleyip elle çırparak iyice karıştırın.
  • Sütlü yumurtaya unu da ekleyin ve çırpma teliyle iyice karıştırın.
  • Tenceredeki şekerli süt kaynama noktasına gelince ocaktan alın. Soğuk olan yumurtalı unlu sütün içine azar azar koyarak bir yandan da karıştırarak ılıtın.
  • Tüm karışımı tekrar tencereye döküp ocağa alın. Sürekli karıştırarak pişirin. Bir anda katılaşıp muhallebi kıvamına gelecektir ve katılaşmaya başlayacaktır. Katılaşmaya başlayınca ocaktan alın ve tereyağını ekleyip içinde eritin. Çırpma teliyle iyice karıştırın.
  • Kremanızı bir kaseye alın. Üzerine strech filmi yapışacak şekilde kapatın (kabuk bağlamaması için) Ilımaya başlayınca buzdolabına kaldırıp dinlendirin. Yaklaşık 1 saat sonra ılıyınca çıkarıp kullanın.

PASTANIN KATLANDIRILMASI ve SÜSLENMESİ

Pandispanyayı kendi yapmak isteyenler bu linkteki eski bir tarifimden yararlanabilir. Benim bu sefer pek vaktim yoktu hazır kek kullandım :) Islatırken, suyu kaynattım, içine azıcık limon sıktım, şekerini de azıcık koydum, çünkü hazır kekler zaten şekerli. 

Yapım aşamasına gelince; 





Kedi dillerini tek tek süte batırıp çemberin içine dik şekilde dizdim. (No:1,2)

Keki ortada kalan boşluk kadar kesip içine yerleştirdim kalan kenar boşluklarını kek parçalarıyla doldurdum. Üzerini de az şekerli ve az limonlu ılık su ile ıslattım. (No:3)

Bir kat pasta kreması doldurup üzerine muz dizdim. (No:4)








Muzların üzerini ince bir tabaka pasta kremasıyla kapattım. (No:5)

Üzerine bir kat daha kek koyduktan ve ıslattıktan sonra 4. ve 5. işlemi tekrarladım. 

Üstüne son kat keki koyup ıslattıktan sonra son defa ince bir kat krema sürdüm. (No: 6, 7)

Çilekleri ortadan kesip pastanın üzerine dizdikten sonra tart jölesini paket üzerindeki tarife göre pişirip çileklerin üzerine döktüm. 

Pasta hazır, 1 gece bu şekilde kalıbın içinde bekledi. Kalıptan çıkardıktan sonra ise kurdeleyi üzerine bağladım. 

Bloga dönüşümün şerefine tatlış bir pasta oldu. Afiyet olsun ... 


23 Haziran 2014 Pazartesi

Coffee Macaronlu Tiramisu Pasta


Bu pastanın neresinden başlasam bilemedim şimdi. Macaronu mu anlatsam pastanın içine neler koyduğumdan mı ... Pasta yaparken en büyük derdim saatlerce uğraştıktan sonra gün ışığının bitmesi ve zaten gölgelerin bol olduğu caaanım evimde fotoğrafların güzel çıkmaması :( Ama pastamdan bahsetmeden de geçemeyeceğim ...

Macaronlardan söz etmek gerekirse, işte asıl çıkış noktam buydu. Paris’teki enteresan macaronlara kendimi o kadar kaptırmışım ki gelir gelmez kahveli macaron yapacağım ve üzerini de süslü yapacağım dedim.  Kahveli macaronla pasta hazırlama fikri de ardından gelişti. Sevgili yeğenimiz Ahmet Ercan’ın lise mezuniyetini kutlayacaktık ve bana pasta tasarımı konusunda hep değişik fikirler ileten yeğenime değişik bir pasta hazırlamak istedim. 

Sonuç, tek kelimeyle muhteşeemdi. Tadanlar şimdiye kadarki en lezzetli pastam olduğuna kanaat getirdi.

Herşeyden evvel iki adet pandispanya pişirdim. Biri vanilyalı, biri kakaolu. Böylece katlara ayırdığımda bir kat kakaolu kek, bir kat sade kek koydum. Dilimlendiğinde kat kat göründü ...

Macaronları hazırlarken de kuru malzeme katmam gerektiği için espresso kullanamadım, granül kahve ekledim kabuklarına. Yani bu macaronların içinde bu sefer gıda boyası yok :)

Evet marka pek yazmam ama bu sefer yazacağım. Çünkü iyi bir sonuç elde etmenin sırrı orda yatıyor.

Keki nasıl ıslattığıma ve kremasına gelince; kekini ıslatırken 1 kapsul nespresso hazırladım ve suyla karıştırıp kekleri ıslattım. Ancak üzerine bolca çikolata katı geleceği için şeker koymadım.

Pastacı kremasını hazırlarken de Tiramisu havasında bir pasta olmasını istediğim için tatilde marketten sırf bu iş için edindiğim Galbani marka Mascarpone peyniri kullandım. Baktım ki kıvamı nerdeyse tereyağı tadında, ya dedim biz ne kadar da alışmışız labne peynirine. Kalktım bir miktar da labne peynirini kağıt arasında suyunu alarak süzülmüş kıvama getirdim.

Mascarpone yapısı gereği krema kıvamında tereyağına çok benzediğinden ayrıca krema koymadım. Pasta kremasının şekerini de azalttım.

Pastayı ıslatıp, kremayla doldurup katlandırdıktan sonra her zamanki gibi 1 gece beklettim. Ertesi gün ganaj ile sıvama yaptım, evet yine çikolata:) Bu sefer çikolatayı Callebaut marka kullandım, kattığı lezzeti anlatamam, yemeniz lazım.

 
Son olarak üzerine hazırladığım çikolata sosunda da pralin ve yine Callebaut bitter çikolata kullandım.
Pastanın üzerine döktükten sonra kahveli macaronlar ile süsledim.
Tek derdim, pasta kremasına bir de paket vanilya yerine vanilyanın kendisini koyabilseydim perfectoo olacaktı :)
Yaklaşık 2-3 günümü ayırırım, özel bir pasta olsun derseniz gelelim tarife ...
Pandispanyalar için geçmişte verdiğim tarife burdan ulaşabilirsiniz.
Macaronlar için daha evvel paylaştığım macaronların kabuk tarifini aynen uyguladım. İçine ekstradan 20 gr kadar granül kahve kattım ve gıda boyası kullanmadım. O kadar uğraş sonrasında içlerini hazırlayacak derman kalmayınca biz de kurabiye havasında tükettik.
PASTA KREMASI
500 ml süt
100 gr toz şeker
90 gr un
65 gr tereyağı
1 paket vanilya
4 yumurta sarısı
65 gr beyaz çikolata
100 gr mascarpone peyniri
100 gr suyu süzülmüş labne peyniri
 
KEKİ ISLATMAK İÇİN:
80 ml espresso
80 ml sıcak su
 
GANAJ (Pastayı Sıvamak İçin) :
100 ml krema
100 gr bitter çikolata
 
ÇİKOLATA SOSU
40 gr bal
170 gr tereyağı
170 gr bitter çikolata
330 gr pralin
160 ml su
 
TARİFİ
Pasta kremasını pişirirken sütün yarısını tencereye yarısını başka bir kaba alın. Tenceredeki süte şekeri ve vanilyayı ekleyip ısıtın kaynama noktasına gelince ocağı kapatın.
Diğer kaptaki süte yumurtaları koyup çırpın. Unu ekleyip çıprtıktan sonra ısınmış olan sütlü karışıma ekleyip karıştırın. Ocağı açın muhallebi kıvamına gelene kadar sürekli karıştırarak pişirin. İyice katılaşınca ocağı kapatın. Küçük parçalara ayırdığınız tereyağını, çikolatayı ekleyin. İçinde eritin, karıştırın.
Son olarak labne ve mascarpone peynirlerini ekleyip karıştırın. Üzerini strech filmle kapatıp buzdolabında soğumaya bırakın.
Pandispanyalarınızı önceki günden pişirin, dinlenmiş olsun. Katlara ayırdıktan sonra 1 kat keki koyun. Üzerini espresso ve su ile hazırladığınız karışımla ıslatın. Üzerine soğumuş pasta kremasından yayın. İkinci kat keki koyun. Aynı işlemi yapın. 4 kat kek bitene kadar bu şekilde yerleştirin. Kalıbınızın içinde bir gece bu şekilde bekletin. Krema sertleşsin ve pastanız kıvamını alsın.
Ertesi gün bir kaba parçalanmış çikolataları koyun. Kremayı ısıtıp kaynama noktasına getirin. Çikolataların üzerine döküp karıştırın. Ganajınızı buzdolabında soğuttuktan sonra pastanızı kalıptan çıkarın her tarafını ganaj ile sıvayın.
Çikolata sosunu hazırlarken de suyu kaynatın, içinde bal ve tereyağını eritin, pralini ekleyip karıştırın. Son olarak çikolataları da katıp karıştırın. Oda ısısına gelene kadar dışarda soğutun.
Pastanızın ganaj sıvaması sertleştiğinde bir telin üzerine alın altına bir kap yerleştirin.
Oda ısısındaki çikolata sosunu pastanın üzerine gezdirerek her tarafını kaplayın.
Macaronlarınız varsa üzerine yapıştırarak süsleyin veya farklı süslemeler ile de pastanızı bitirebilirsiniz.
 
 

13 Haziran 2014 Cuma

Bardakta Tiramisu

Haftasonu için ağızda eriyip gidecek bir tatlı pişiriyoruz ev halkına :)
 
Bardakta Tiramisu hazırladım ve tüm yapım aşamalarını UZMAN TV 'ye anlattım.

Resime tıklayarak tüm adımlarını seyredebilir, diğer videolardan da püf noktalarını inceleyebilirsiniz. Ayrıca aynı tarifi pandispanya ya da hazır keke de uygulayabilirsiniz ...
 
 
Bardakta Tiramisu
 
Bardakta Tiramisu
 
 
Ayrıca tarifin detaylarını da aşağıda bulabilirsiniz :
 
BARDAKTA TİRAMİSU

MALZEMELER
 
Kreması için;
500 ml süt
110 gr toz şeker
70 gr un
4 adet yumurta sarısı
1 paket vanilin
50 gr tereyağı
50 gr çikolata
80 gr süt kreması
250 gr suyu süzülmüş labne peyniri
 
Keki için;
18 adet kedi dili
1 bardak kaynatılmış su
50 gr toz şeker
1 yemek kaşığı granül kahve
 
Üzerini süslemek için;
Kakao
Çilek
Çikolatalı dekoratif çubuklar
 
TARİF
 
Sütün yarısını tencereye, yarısını karıştırma kabına koyun. Tenceredeki süte 110 gr toz şeker ve vanilini ekleyip karıştırarak kaynayana kadar ısıtın.
 
Diğer kaptaki sütün içine yumurta sarılarını ve unu ekleyerek çırparak iyice karıştırın.
 
Tenceredeki sütlü karışım kaynama noktasına gelince ocaktan alın. Yumurtalı süt karışımının üzerine dökerek tüm malzemeyi karıştırma kabında birlikte çırpın.
 
Bu yöntemle ılıttığınız karışımın tamamını tekrar tencereye alın. Kısık ateşte sürekli karıştırarak muhallebi kıvamında katılaşana kadar pişirin.
 
Muhallebi piştiğinde tereyağı ve küçük parçalara ayrılmış çikolataları içine ekleyin. Muhallebinin sıcaklığında eriyince çırpma teliyle tüm malzemeyi karıştırın.
 
Ayrı bir karıştırma kabında kremayı mikserle çırpın. Krema katılaşınca labne peynirini ekleyip çırpın. Son olarak önceden hazırladığınız krema karışımını içine ekleyip mikserle çırpın. Bardaklara kolay doldurmak için bir sürahiye koyabilirsiniz.
 
Bir kasenin içine 50 gr toz şeker, 1 bardak kaynar su ve 1 yemek kaşığı granül kahveyi koyup karıştırın. Kedilinden bir adet alıp ortadan ikiye kırın. Üst kısmını kahveli karışıma batırıp ıslatın. Bardağın büyüklüğüne göre 1 ya da 1,5 kedilini bu şekilde ıslatıp bardağın tabanına yerleştirin. Üzerine, bardağın yarısına gelecek kadar krema doldurun. Yine kedi dili ıslatıp bir sıra daha dizin. Bardağın ağız kısmından bir parmak kalacak kadar bir kat daha krema doldurun.
 
ardağı tamamen doldurduğunuzda üzerine küçük bir elek / süzgeç ile kakao serpin. Bir adet çilek ve dekoratif çikolatalarla süsleyin. Afiyet olsun.
 
 

12 Haziran 2014 Perşembe

Paris Gezi Notları ve Macaron Çeşitleri

Macaron hayranları fotoğrafa bakar bakmaz bu şahane eseri nerden temin ettiğimi anlamışlardır sanıyorum :) Sevgili Pierre Herme 'nin minik ama muhteşem butik mağazasından bahsediyorum. Yazımın devamında fotoğraftaki Ispahan Macaron 'dan da bahsedeceğim tabi ki.

Paris'de ana yemek olarak ne yenir ne içilir sorusuna kendi namıma cevap vermem çok zor. Çünkü damak zevkime çok da hitap etmeyen tarifleri var. Fransız lokantalarında genellikle rastlayacağınız yemekler; soğan çorbası, ördekli ya da tavşanlı ana yemekler, hatta salyangozlar, midyeler ... Üstelik dehşet derecede pahalı. Aslında şehirde herşey pahalı ama insanlar 1 Euro = 1 TL mantığında yaşıyor. Ama dostlar unutmayın, biz turistiz. Gerçek dünyaya dönelim, aklınızın bir köşesinde "FİYAT X 3 Kuralı"hep bir ampul gibi dursun :)))

Evet biliyoruz ki Fransızlar'ın Brioche, Kruvasan, Pancake'li kahvaltıları şahane ama inanın her gün her gün böyle kahvaltı olmaz. Peynir, ekmek, domatesin yerini de tutmaz :) Marketten belki 100 çeşit peynir arasından dilediğinizi seçme imkanınız var. Üstelik fiyatlar çok çok makul. Domates, salatalık, ekmek,reçel, yoğurt, süt ne aklınıza geliyorsa markette bulabiliyorsunuz. Ayrıca soğuk meze ya da her çeşidinden sandviç şeklinde bir çok hazır yemek de marketlerde mevcut. Biz kahvaltılarımızı, öğle yemeklerini ve oğlanın ek gıdalarını hep marketten aldık. Keşke bizde de tüm Carrefour'lar böyle olsa ...

Yine de adım başı rastlayabileceğiniz bir Paul ya da Biroche Doree satış noktasından kruvasan ve biroche denemelisiniz.
Gelelim asıl konuya; macaronlar, çikolatalar, pastalar ... Yemekleri damak zevkime ne derece uzaksa, tatlıları da çarpı 10 derecesinde yakın :)))

Macaron için gidilmeli diyeceğim adresler, 1. Pierre Herme 2. Fauchon 3. Laduree . Sadece birine gidebilirim derseniz mutlaka Pierre Herme. La Fayette alışveriş merkezinin içinde ufak bir standı var. Ancak ben pastalarını da görmeniz için butik mağazasına gitmenizi tavsiye ederim.

Limonlu (citron) frambuazlı, çikolatalı vs gibi içinde tek bir aroma barından macaronları var ancak öyle fantastik macaronlar da var ki şaşarsınız. İşte bu "Ispahan Macaron" da onlardan, Pierre Herme'nin Fetish Macaron grubundan.



Ispahan Macaron'u tarif etmek gerekirse, dışardan bakıldığında içinde krema ve frambuaz var diyorsunuz ama bir ısırık alındığında gül kokusu ve lychee tadı sarıyor damağınızı. Evet içindeki beyaz çikolatalı ganajında gül ve lychee şurupları var. Hafif sulu meyva da barındırdığı için midir bilmem ama dışı kıtır olmasına rağmen macaronlar alıştığımızın aksine daha yumuşak. Sade macaronları da denedim onlar da öyleydi. O yüzden oralara kadar gittiyseniz ve farklılık arıyorsanız mutlaka Pierre Herme'ye gidin ...



Yalnız minik bir hayal kırıklığı yaşadım. Benim hayalim bir dilim pasta seçip cafe'sinde oturarak eşimle birlikte tadına bakmaktı. Bir gittik ki uzun bir kuyruk var ve oturacak alan zaten yok :( Yani mağaza konsepti al, öde, çık ! Biz de soluğu Notre Dame kilisesinin bahçesinde aldık ve ortaya şahane kapak fotoğrafım çıktı. Çok da güzel oldu ... Pierre Herme pastalarından da birkaç fotoğraf paylaşayım :


Laduree ve Türk pastanelerinin macaron lezzeti ve kıvamı birbirine yakın. Fauchon da sertlik kıvamı olarak Laduree'ye yakın ancak kullandıkları aromaların tarzı lezzet açısından farkını ortaya koyuyor. Özellikle Fauchon'da Passion Fruit Macaron'u deneyin. Fauchon macaron standından bir kare:


Laduree'yi ziyaret etmedim ama TR şubesi ile kıyaslamak amacıyla Fauchon'a uğradım. Macaronlar güzel, dilim pastalar şahane görünüyordu. Ayrıca tuzlulardan da çeşitli tasarımlar gördüm.

Örneğin füme somonun içi dolma gibi sarılmış bu meze çok hoş görünüyordu. Sağdaki konusunda hiçbir fikrim yok ama mutlaka boş bir vakitte denenmeli :))




















Ancak o kadar lüks bir patisserie olmasına rağmen oturma alanının ye iç kalk sıradaki şeklinde olması biraz üzücü :( Henüz İstanbul şubesine gidemedim ama resimlerden görünen o ki bazı ürünler süslemelerine kadar aynı :)


Pastaların fiyatına dikkatinizi çekmek isterim. Hatırlayın : “ FİYAT X 3 Kuralı” Yani 8 kişilik pasta aşağı yukarı 180 TL dostlar. Üstelik üzerinde şeker hamuru gibi bir ekstra çalışma olmadan. Gerçi pasta yapımını bilenler bu pastaların da ne kadar emek istediğini, üzerine dökülecek sostan, aromasına, lezzetine kadar ne kadar düşünülerek hazırlandığını tahmin edebilir. Ancak TR’de satılan pastalar ve fiyatları ile kıyaslanması için özellikle bu fotoyu paylaşmak istedim ... Emeğin karşılığı orda hakkıyla veriliyor arkadaş :) Yine de gördüğüm en pahalı pasta fiyatı bu listede değil, lütfen biraz yukarı çıkıp Pierre Herme pastalarına bir daha bakınız !!
  
Çeşitli bloglardan araştırdığım üzere Fransız yazar David Lebovitz'in de tavsiye ettiği şekerlemeciye gitmeyi çok istiyordum. Ancak Paris'te yaşayan bir arkadaşım, yakın zamanda dükkanda bir patlama olduğunu ve dükkanın hala kapalı olabileceğini söyledi. O kadar heyecanla merak ediyordum ki zaten Moulin Rouge bölgesine kadar gitmişken uğrayalım dedik. Maalesef bu manzarayla karşılaştık : 


Ve gerçekten çok üzüldük. Neyse ki bu bölgeye gelmişken, yemek konusunda çok şanssız kaldığımız bu şehirde harika bir hamburgerci ile tanıştık. Eğer Moulin Rouge 'u görmek için o bölgeye giderseniz 'nin karşısındaki hamburgerciye mutlaka uğrayın.

Paris'de yaşayan arkadaşım sevgili Gülay, Pierre Herme ve Patisserie Pain de Sucre'nin macaronlarını çok beğendiğini söyledi. Bir de Rus tatlılarının sunulduğu Cafe Pouchkine 'den bahsetti. Pierre Herme dışındakilere gidecek vaktimiz olamadı maalesef. Çocuklu gezide bu kadarını gezebilmiş olmam bile mucize tabi ki. Ancak yine de aklımda kaldı. Gidip görmek isteyen benim yerime de gezip anılarını bana iletsin olur mu :(

Bu da bir şekerlemecinin çikolata köşesinden bir kare, çikolata olduğuna inandınız mı ??
Mutfak ile ilgiliyseniz ki bu yazıyı okuduğunuza göre ilgilisiniz :) size mutfak gereçleri için muhteşem bir alışveriş merkezi önereceğim ki bir katının tamamının her türlü mutfak alet edevatla dolu olduğunu düşünün. Sanıyorum 2 saatimi orda geçirdim. Marais bölgesindeki BHV alışveriş merzinin 3. katından bahsediyorum. Envai çeşit fırın kabından, şekerleme, çikolata kalıplarına, kithenaid ve onun gibi mutfak aletlerine, gurme yiyeceklere kadar herşey herşey var :)
Sırf konserve balık reyonun yarısı şöyle desem ?!??



Peki biz orda bulunduğumuz sürede neler yedik, neler yaşadık ? Kahvaltı, öğle yemekleri ve ara öğünleri market ile çözdük. Akşam yemeklerini ise oğlanın besin alabileceği yemek türlerini arayarak geçirdik. Bu şehre gelecekseniz ve üstelik çocukluysanız size bazı tavsiyelerim var:

- Yanınızda bol bol kuruyemiş, kuru meyva, kraker gibi ek gıdalar götürün.
- Meyva, sebze yıkamak için bir orta boy kase ve bir de bıçak taşıyın, yemek fiyatlarını ve olanaklarını gördükten sonra Carrefour'a bayılacaksınız, bu gereçler otel odasında şart !

- Mümkünse de ordaki en büyük market zinciri Carrefour'a yakın bir otelde konaklayın.

- Kahvaltı ve öğle yemekleri için marketten alışveriş yapın :)

- Yine de eşya miktarınızı minimum tutmaya çalışın, metroların % 90'ında bırakın asansörü, yürüyen merdiven bile yok. Bebek arabasını, çocuğu ve eşyaları aynı anda taşıma gücünüzü tartıp yola çıkın :)
Ve yazımı burda sonlandırırken bir resim daha paylaşmak istiyorum. Çok sevimli değil mi ?